-

-

-
-
-
-
Browni Love
Defneyle Yaşamak
Önbakışı kapat
Loading...Kurabiyegiller
Önbakışı kapat
Loading...Hamarat Diva
Önbakışı kapat
Loading...İbeking
Önbakışı kapat
Loading...Hayatımdaki d'ler
Önbakışı kapat
Loading...Peceteden notlar
Önbakışı kapat
Loading...Bir uyuzun sevdikleri
Önbakışı kapat
Loading...Decaflatte
Önbakışı kapat
Loading...Pino'nun yeri
Önbakışı kapat
Loading...Anne Böcük
Önbakışı kapat
Loading...Pommeler
Önbakışı kapat
Loading...Lavanta bahcesi
Önbakışı kapat
Loading...



Monthly Archives: Ocak 2010
The Sartorialist
The Sartorialist sokak modasını en iyi anlatan ve aşılayan sitelerden biridir. Modayla çok içli dışlı biri olmamama rağmen, bu sitede çok uzun saatler geçirebilirim. Daha önce buna benzer bir fotoğraf yayınladılar mı bilmiyorum ama ben ilk defa şahit oluyorum. (okuduğum yorumlardan da sanki ilk gibi geldi)
Bu fotoğrafa tam “735″ yorum gelmiş, üşenmedim hepsine tek tek göz attım. Bir tane kötü, rencide edici, abuk subuk yorum yok. Hepsi ne kadar güzel güldüğünden, ne kadar stil sahibi ve göz kamaştırıcı olduğundan bahsetmiş. Hatta bir kaç yorumcu The Sartorialist i işte bu yüzden çok seviyorum demiş.
Bunu niye yazdığıma gelince, çoğunluğu müslüman olan ülkemde bu 735 yorumun “yarısının” (belki de fazlasının) nasıl olabileceğine yada konunun nerelere varacağına dair bir sahne geldi gözümün önüne.
Hala öğrenecek ne çok şeyimiz var.
Boon banyo kurbağası


Buna benzer bişiyi Mothercare kataloğunda görüp uzun süre aramıştım. Banyo sonrası o oyuncakları toplamak hele ki içine su kaçanları boşaltmak, suları akmasın diye kurutmak ne dertti. Tesadüf eseri bir sitede görüp baktım da Türkiyede var mı diye, şurada buldum. İhtiyacı olanlara duyurulur ;)
Mango Shop Türkiye açıldı!

Başlarda online alışveriş olayına karşı olsam da şimdilerde benim için en büyük icat. Tamam, daha büyükleri de var ama (çamaşır ve bulaşık mak. lazer epilasyon :P) bunun da önemi yadsınamaz.
Hatta ülke olarak geri bile kaldık bu açıdan. Yurtdışından buraya gönderim yapmayan mağazalarla (Allah onları taş etsin), ya da gönderdiği halde (nasıl oluyorsa!?!) elimize bir türlü ulaşmayan paketlerle uğraşmak zorunda kalmasak, paşa paşa herşeyi burada bulsak, iki gün içinde elimize geçse, sevinsek falan.
Ben şahsen boyner, ykm, yargıcı, zara, nike, adidas, park bravo (daha kaldı mı ki) gibi mağazaların acilen doğru düzgün bir alışveriş sitesi kurmasını istiyorum. Mango kurmuş işte pek de güzel olmuş!
Daha dün haberim oldu bugün ilk alışverişimi yaptım. Verdiğim kilolar yüzünden beden konusunda tereddüt ederek aldıysam da iade şartlarını okuduktan sonra içim rahat etti. Zira 30 güne kadar beğenmediğiniz ve tabii ki kullanmadığınız bir şeyi ister posta yoluyla, ister mango mağazalarına iade edebiliyorsunuz.
Şimdi sabırsızlıkla paketimi bekliyorum, bakalım hızlılar mı aynı zamanda?
EDIT(22.01-9:30) Hızlılarmış :) Paketim ertesi sabah elime ulaştı.
Hemde elbiseler daha askısında, koruyucu kılıfında, bir de hediye “mango shop” çantası eklemişler pakete. (Teşekkür ederim)
Yalnız elbiselerden biri birazcık kısa geldi, haftasonu da değişim hizmetini check edicez bakalım.
Muji ;)

Kutunun içinden çıkanlarla (boya kalemleri, kurşun kalemler, pastel boyalar, mini bir defter, cetvel) hem oğlumu sevindirdin, hem beni Mujicim. Ben senden gelecek postayı tamamen unutmuştum ama süpriz dediğin zaten böyle yapılır değilir mi?
Bu arada sitene şöyle bir bakındımda yakında sana bir uğramam lazım ;)

Julie & Julia

Cumartesi akşamı arka arkaya üç film izledim, Bride Wars, Julie & Julia ve He’s Just Not That Into You.
Evet çok iddialı filmler olmayabilirler ama bana çok eğlenceli bir cumartesi günü geçirttiler. Hele Julie & Julia çook güzeldi! Meryl Streep’in kıkırdadığı her sahnede bende kıkırdadım, onun neşesi, enerjisi resmen kanıma işledi, ne harika bir oyunculuk yarabbim o (golden globe’la da taçlandı zaten). Konusu itibariyle de çok umut vericiydi, yazar olmaya niyetlendiğim şu zaman diliminde o kadar iyi, o kadar motive edici geldi ki anlatamam. Filmden sonra bende bir yazma şevki tabii, tüm yazılarımı toparladım, temize çektim, kafamda binbirtürlü hayaller. Her kafam bozulduğunda izlemeliyim bu filmi, kesin!
Günün birinde ben de bir Nora Ephron olabilir miyim acaba?
Nolur olayım yarabbim, lütfen, lütfen, lütfen…
When Harry Met Sally, Sleepless in Seattle, Michael, You’ve Got Mail (bu her daim favorim) onun kaleminden çıkmıştır ve hatta When Harry Met Sally hariç bu filmlerin yönetmeni de ta kendisidir.
Kısaca, bu film mutlaka izlenmeli. Bir blogger olarak izlemezseniz ayıp zaten ;)












