-

-

-
-
-
-
Browni Love
Defneyle Yaşamak
Önbakışı kapat
Loading...Kurabiyegiller
Önbakışı kapat
Loading...Hamarat Diva
Önbakışı kapat
Loading...İbeking
Önbakışı kapat
Loading...Hayatımdaki d'ler
Önbakışı kapat
Loading...Peceteden notlar
Önbakışı kapat
Loading...Bir uyuzun sevdikleri
Önbakışı kapat
Loading...Decaflatte
Önbakışı kapat
Loading...Pino'nun yeri
Önbakışı kapat
Loading...Anne Böcük
Önbakışı kapat
Loading...Pommeler
Önbakışı kapat
Loading...Lavanta bahcesi
Önbakışı kapat
Loading...



Monthly Archives: Şubat 2010
Çok şeker değil mi?

Sen ne şeker şeysin… hayır şeker olduğun kadar kolay da görünüyosun ama nerede biz de böyle güzel malzeme…
Düğme bulamadım koca İstanbulda düğme, cık cık cık!
Göçüçem Amerika’ya pılımı pırtımı toplayıp, o olucak en sonunda…
[American Crafts]
Lolipop

Ne zaman ortaya çıktı içimde ki şu “Derya Baykal”?
Ne zaman böyle şeyler yapmak ister oldum… böyle şeylerden keyif alır oldum?
Oldum olası vardı böyle arada uğrayan heveslerim… arada resim yaparım, örerim, yemeğe takarım, fotoğraf çekerim, yazarım ama… ne zaman minimal döşenen bi ev benim için şahane bi evken bu rengarenk şeylere, incikli boncuklu, üst üste evlere özenir oldum?

Çiçekli kumaşlar, köy evlerindekiler gibi eskimiş eşyalar, bol çiçek, battaniye, ıvır zıvır dediğim ne varsa topluyorum şimdilerde kafama. Kafamın içi çıfıt çarşısı gibi, çıkamıyorum içinden, ferah bi köşe bulamıyorum sanki.
İçimde ki çiçek çocuğu lütfen biri alsın çıkarsın. Ben eski sağlamcı, gri, düzenli hayatımı özlüyorum.
Ya da özlüyo muyum gerçekten? Yoksa değişmekten, bunları yaşımla iliştirmekten mi korkuyorum?
Her lafı da dönüp dolaştırıp şu yaşa bağlamıyo muyum, sinir oluyorum kendime…
Lolipop için adres … ikat bag
Diğer fotolar neredendi hatırlayamıyorum, üzgünüm…
Yine mi salata…

Yine bi kaç fütursuzca yemek yenilen günün ardından kendimi salatalara verdim. İçine ettiğiminin bünyesi zor veriyor ama almaya gelince yediğim bi jelibon bile hemen kayıtlara geçiyor. Böhüü, ama olmaz ki böyle.
Hayır salatamı yedim ama kafam o kadar bozuk ki sanki hala açım, hala aklım yemeklerde. Yemeklerde de değil aslında ya… Şu anda kuzu kuzu kasenin içinden bana bakan ve var gücüyle ye beniii, ye beniii diyen jelibonlarda.
Poffs, nalet olsun tıkır tıkır çalışmayan şu metobolizmama, yediğimi anında yakmayan, beni her gün diyet düşüncesiyle uyandıran ve akşamları vicdan azabıyla uyutan.
Evet yedim jelibonlarımı, ohh bi de güzellerdi ki.
Yatana kadar evin içinde 2 tur koşsam, merdivenlerden bi kaç kere inip çıksam yakar mıyım ki?
















