


Uçak indiği andan itibaren bir koşuşturmaca içindeyiz.
Ama hiç şikayetçi değilim yanlış anlamayın, ne kadar çok yer görürsek o kadar mutlu oluyoruz.
Otele geldiğimiz andan itibaren teknolojik tüm işlerimizi halledip uyuyoruz.
Bu post artık çok birikip gözümü korkutan foto yığınları yüzünden yazıldı biraz (ve tabii ki merak edenler için ;) )
Yarın Paris te ki son günümüz :/ Akşam Brüksel e geçiyoruz.
Belki oradan adam akıllı bişi yazma imkanım olur.
Yazılacak o kadar çok şey var ki.
Uçak korkum… türbülanslar silsilesi…
Cam kenarı oturmama rağmen camı sürekli kapalı tutmam ve aşağı bakamamam…
İnene kadar yaptığım ve yaşadığım türlü saçmalıklar…
İnişten nefret etmem…
Paris e aşık olmam…
Buraya taşınmaya karar vermem…
Bi dünya alışveriş…
Öğrendiğim ilk fransızca cümleler… (törne aguş!)
Artık tüm arsızlığımla fransızca konuşmaya çalışmam…
Çok uykum var… Saat 3 ve sabah çok erken kalkmalıyım…
Au revoir ;)
















:D
aman eğlen coş…
anlatacak bir çuval laf biriktir dön…
Ama dönerken yağ tenekesi ve tantitoni yi hatırla…
Bunu da siparişden say…
öpüyorum çok.
Aman be yahu bu nasıl bir pisikoloji. Yurtiçindeyken değil yurtdışındayken daha çok özlerim arkadaşlarımı. Araya 1000 km den fazla mesafe girince sistem sarpa sarıyor bende…
Lafın özü özledim seni:D
Özlemmmmmmmmmm muradına ermişsin, çok sevindim. İyi tatiller ;)
İyi eğlencelerrr:)
blog ödüllerinde gördüm sitenizi cok beğendim temennim derece alırsınız.. Uçağada binmişsiniz biz ne zaman bineceksek :(
Oh doya doya gezin valla, dönüşte rahat rahat anlatırsın zaten:)