Enayi mi? Benim buyrun!

Gün geliyor bir telefon konuşması arkasından korkunç bir hesaplaşmaya giriyorsunuz.
Üstelik öyle çok laf edilen, saatler süren bir konuşma da değil, kısacık ve fakat etkili.
Çocukluk arkadaşı diye kabul ettiğiniz, hatta dostum dediğiniz 3 kişiden biri, birden bire kafanızın içine bir bomba bırakıveriyor.
Sorguluyorsunuz… kim bunlar, benim arkadaşlarım nerede, arkadaşlık böyle bir şey mi?
Belki de ben çok büyütüyorum… ama hayır yahu.

Mükemmel bir insan kesinlikle değilim.
Hatta kötü huylarının farkında olan ve onları kabul eden nadir insanlardanım.
Aceleciyim, sabırsızım, detaycıyım.
Çok açık sözlüyüm hatta bazen haddinden fazla.
Etrafınızda 100 kişi 2 saat uğraştığınız makyajınıza sırf daha fazla beklememek için çok güzel derken ben sizin maymun gibi çıkmanıza izin veremem yani en azından güzel demem.
Yada üzerinize 2 beden küçük bişi giydiğinizde “ohh bütün gözler benim üzerimde olur” diye size çok güzelsin diye yalan söylemem diğer şahane arkadaşlarınızın aksine.
Tabii bir grup insana karşı sizin bu fikriniz o kişi için bir şey ifade etmez, üstelik yalan söyleyen ve çekemeyen taraf siz olursunuz, ne yazık ki bu hep böyle olmuştur.
Halbu ki değil bu böyle…
Dediğim gibi çok kötü huylarım var burada saydıklarımdan da fazla ama bir iyi huyum var ki hepsine bedel olduğunu düşünüyorum. Çok iyi niyetliyim.
Beni 2 sene aramasanız, size neden aramadınız demem, telefondaki ilk lafım “ooo hayırsız” olmaz.
Bana kazık bile atsanız bir müddet sonra unuturum, ısrarla insanların değişebileceğine inanırım.
Menfaat için aradığınızı bildiğim halde bunu yüzünüze vurmam, pek de umursamam.
İyi niyetli olmam beni aptal yapmaz ama! İşte buna katlanamam.

Son 3 senedir çok zor bir dönem geçirdiğimi bile bile…
Beni bu süre zarfında bir kaç defa haricinde aramamış, çocuğumun durumunu hiiç merak etmemiş, acımı paylaşmamış, destek olmamış, üstelik ben her aradığımda bütün bunları tekrar tekrar anlattırıp bana işkence yaşatmış canım arkadaşım… Çok üzgünüm seni aradığım için, normal hayata adım attığımın ilk haftasında tüm bunlara rağmen yanında olmak istediğim için, hangi dağda kurt öldü lafı karşısında yutkunup daha fazla konuşamadığım için.
Bunca sene her yapılan, söylenen, duyulan ama görmezden ve duymazdan gelinen herşey kucağımda şu an.
Hepsi birleşince vardığım tek nokta ” Ben bir gerizekalıyım”.
Meğer her gün yada her fırsatta aramadığım için azar işittiğim bir grup insana arkadaşım demişim.
Ben her gece acaba 1 ay sonra çocuğum yanımda olacak mı diye düşünürken beni arayıp binbir tavır konuşan insanlarla zaman geçirmişim.
Üstelik tüm bu birşeyim yok, herşey gayet iyi, sen de haklısın tüm bunların içinde sizi de ihmal ediyorum tavrıma karşılık “iyi niyetli asla değil, bildiğin enayi” damgası yemişim.
Ne mutlu bana ki 30 yaşında, sıfır dostu olan bir insanım ben.

Demek ki neymiş…
İyi niyetli, samimi olmak hakikaten kötü bişiymiş.
Bebeem, hayatım, kıs naber şeklinde ki suni ama bir o kadar da minnoş arkadaşlıklar çok yaşasın.

Related Posts with Thumbnails
Bu yazı Alışveriş-Stil kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Enayi mi? Benim buyrun! için 34 cevap

  1. eylulfatmakilic der ki:

    21 yaşında 0 dostu olan bi insan da benim. Üzülünmeli midir buna bilmiyorum. Ama tıpkı son cümlende olduğu gibi, luzumsuz, sahte bi kalıp içine girmektense aynada kendimle konusmayı yeğliyorum. Eksiklik olmuyor mu, çoğu zaman elbet. Ama alışıyor insan, her şeye alışıyor. Aile, nesneler, objeler bi şekilde aslında onların doldurduğu yahut öyle sandığımız boşlukları dolduruyor çabucak. üzme kendini olur mu?

    • özlem der ki:

      @eylül; yaptıklarıma değil de haksızlığa üzülüyorum aslında. hani yaparsın yaparsın yaparsın ama bi türlü bişi ifade etmez ya karşındakine sanki zaten böyle olman gerekir onların gözünde, ona üzüldüm galiba bu sefer. zaten samimi ve doğrucuysan dost edinmen imkansız, böyle düşünüyorum artık. teşekkür ederim ;)

  2. uyuzcadı der ki:

    özlem’cim aynı şeyleri hep yaşıyorum inan. tabi ki can’la ilgili kısım için hiç bişey diyemicem ama onun dışında kendini enayi hissetme durumu bende baki.
    herzaman koşarsan, hep insanların yanında olur hiç bişeye sesini çıkartmaz oturursan sonra en ufak bir tepkinde senden kötüsü olmaz.
    ablama da aynı şeyler oldu, bana da hep oluyo.
    keşke hepimiz istediğimiz, düşündüğümüz gibi olabilsek.

    hayat çok zor. zaten herşey üstümüze üstümüze geliyo, bu hengamenin içerisinde biraz da olsa yüzümüzü güldüren, çıkar amaçlı olmadan da bizi arayan insanlara dost demek istiyoruz.
    benim bir tane var öyle, çok şükür.
    Allah herkese versin..
    üzme kendini, değmeyen insanlar için canım.
    öpüyorum.

    • özlem der ki:

      @lale; cadıcım sen yine şanslı tayfadanmışsın en azından bi tane de olsa dostun var :)
      ben yıllar geçtikçe kaybettim hepsini gerçi de dost değillermiş zaten olsalarmış kaybolmazlarmış di mi?
      bi de hakikaten kötü zamanlarda çıkıyor kim gerçek dost, kim değil. onca şey arasında bi de bunlara dertleniyosun.
      öptüm ben de ;)

  3. April der ki:

    Sevgili Browni,
    Yazdıklarında kendime dair çok şey buldum…
    Zor zamanlarına ise çok ama çok üzüldüm.
    Hani uzun zaman görüşmediğin bir insan olur, sonra bir 3. kişiden onun haberini alırsın. Senin onu hiç aramadığından yakınmıştır. Ama atladığı bir nokta vardır ki,
    O da seni hiç aramamıştır!
    ve ben de bazen fazla iyi niyetli olabiliyorum, istemeden…
    ama anladığım bir şey var ki, çok basit!
    Artık arkadaşlarımdan ‘sadece’ keyif vermelerini bekliyorum. Ne üzüntümü paylaşsınlar, ne benimle ağlasınlar, aman omuz da vermeyiversinler…
    ama sadece iyi vakit geçirtsinler, keyif versinler, dert olmasınlar…yeter…

    • özlem der ki:

      @april; ne güzel söylemişsin… aynen ben de başka bişi istemiyorum aslında.
      hiç öyle beni sektirmeden arasın, derdimi dinlesin, ağlasın tipi bir dost peşinde değildim zaten.
      ama en azından aradığın zaman canını sıkmasın, pişman etmesin di mi?
      bi de üzerine gülümsetse, gününe renk katsa tadından yenmez.
      30 oldum bulamadım ya, daha da umudum yok gerçi :)

  4. GOB der ki:

    Yalnız degilsin…ben de 37 yaşımdayım ve durum aynı:)

    • özlem der ki:

      @gob; off yahu :/ bi gün bi buluşma istiyorum tüm bu dostsuz tayfadan. belki de benim “the one” ım sizden biri :)

  5. Dediklerine katılıyorum arkadaşım. Ben de bu tür sitemlere maruz kalıyorum artık umursamamaya çalışıyorum. Neden niye ben diye sormak bir şeyi değiştirmiyor. İnsan yoluna bazen yalnız devam etmek zorunda kalıyor. Yanlış düşünüyorsun haksızsın diyemiyorum üzgünüm bir sürü içi başka dışı başka üstelik bizim de kendisini tanıdığımızı sanığımız kişiler ile arkadaşlık yapmışız zaman bize böyle hatırlatıyor işte. Sen iyi niyetini kaybetme yeter. Dost diyeceğin kişilerin illa uzun bir geçmişi olması gerekmiyor. Ağlayacak omuz da ararsan (eğer ağlamak kendini iyi hissettirirse) ben yakınlarındayım çağırman yeter :)

    • özlem der ki:

      @berna; bernacım kesinlikle haklısın dost = çocukluk arkadaşı demek değilmiş.
      çok sık görüşemiyor olsak da bu blog sayesinde beni diğer “arkadaşlarımdan” daha çok merak eden, fikirlerimi takdir eden, oğlumu kendi çocuğuymuş gibi seven arkadaşlar edindim… dost demek ne kadar doğru olur bilmiyorum ama gerçi bu sıfata da çok güvenmemeli artık :)
      çook teşekkür ederim güzel teklifin için de niye ağlayalım kuzum ya çıkalım sinemaya gidelim, kahve içelim yahu ;) mucuks

  6. nihan der ki:

    benzer bir olayı bundan üç sene önce ben yaşadım.söylenenler çok bilinçli,planlı ve kırıcıydı. çok zor bir karar verdim ve arkadaşlığımı bitirdim.tabi ona söylemedim.bir süre sonra anladı.basit davranış tarzını da anlamıştır herhalde. şimdi gayet sulu tavırlarla gülümseyip duruyor ezik ezik.son cümlene katılıyorum.eminim hayat sana çok değerli dostlar da getirecektir.sevgiler.

    • özlem der ki:

      @nihan; ahh ne güzel bi dilek bu, inşallah. dost”lar” olmasa da olur, şöyle sağlam bi tane yeter de artar bile. teşekkür ederim :)

  7. burcu der ki:

    benim hikayem biras acaip..cunku kardesim dedigim, dostum olan bi arkadasim beni 6 yil once hayatindan cikardi, ustelik bunu yuzume soyleyerek.. kendince nedeni hicbi zaman onun beni dusundugu kadar dusunmedigim, bencil oldugum ve hayatini kotu etkiledigimdi..ben oyle dusunmuyodum, hala da dusunmuyorum..oncelikle hic kimse birbirinin ayni seyleri dusunecek, hissedecek diye birsey yok..herkes duygularini baska sekillerde gosterebilir..ikincisi, hicbir sey kotu niyetle yapilmamisken ” artik seni hayatimdan cikariyorum” sozuyle bir donemi kapatmak cok acimasizca..neyse, hikaye uzun..cok uzuldum, duzeltmek icin cabaladim, ama gecti..gelmek istedigim nokta, bir sekilde ters giden bisey varsa ,zaten hayatinin bir noktasinda onceden hayatinda olanlar o yada bu sekilde cikip giderler..onemli olan, bence, hic ummadigin sekilde karsina cikiveren, sana digerlerinin yillarca veremedigi samimiyeti 1 ayda veriveren baska guzel insanlar..hayat arkaya donup uzulmek icin cok kisa ozlemcim, bosver gitsin..

    • özlem der ki:

      @burcu; boşverdim bile burcu. ilk başta oturdu içime, dert ettim ama geçti. teşekkür ederim ;)
      o çok güzel insanlar etrafımdaymış meğer benim haberim yokmuş…

  8. tulin genç der ki:

    bazen hayatındaki bazı insanları akıntıya bırakmak gerekir.Ve zannedilenin aksine üzüntüden çok huzur verir insana

  9. Tuğba Rakunt der ki:

    Ah şu arkadaşlık dostluklar.Hiç bir zaman yapmacık sahte olamadım.Sevmiyorsam hep belli attim.Kızdıysam,kırıldıysam.Dostum yok gerçekten içimi açıp rahatça akıl alacağım.Bazen memnunum bazen kızıyorum kendime sen ettin diye ama sonra etrafıma bakıyorum çok yapmacık arkadaşlıklar var.Bilemiyorum .Çok üzüldüm senin adına gerçekten gülmek için çok insan var ama malesef ağlamak istediğinde hepsi kaçıyor.

    • özlem der ki:

      @tuğba; ağlamak değildi derdim. uzun bi aradan sonra arayıp buluşmak istememdi. karşımda “harika bi haber bu, çok şükür geçti hepsi, bugün olmaz ama en yakın zamanda, çok özledim ben de diye bişi beklerken insan. en azından ben böyle derdim… tuhaf bir tavırla karşılaşmaktı. sanki kazık atmışım, arkasından iş çevirmişim gibi… o anda dank etti… hakikaten değmezmiş.

  10. Sinem der ki:

    “zonnkkk!” diye kalıyor insan.biliyorum,çünkü bende öyleyim,herkes iyi olsun,ben ararım sorarım. sonra bir gün “yıllarca” yediğin içtiğin ayrı gitmeyen zat küt diye telefonda mutlu günlerinden birinde senin asla olamayacağın bir sıfatı (samimiyetsiz) kendi üstündeki yükler kalksın diye yapıştırıveriyor sana. sense olduğun yerde o kadar yalnız hissediyorsun ki kendini,zaman alıyor dönmek hayata…sonra sorguladığında geçmişi belki de öyle inanmak istiyorsun tabii tam bilemiyorum ama böylesi daha iyiymiş diyorsun, huzurlu oluyorsun.
    Sen değerlisin bunu unutma ! Kimsenin üzmesine izin verme, “hahhahhh” de ve geç git. Bu arada oğluşunla ilgili kötü zamanlar yaşadığını bilmiyordum, her zaman en az bir email kadar uzaklıktayım,dinlerim,okurum.iyi özelliklerimden bir kaçı,kötüleride sırası gelince açıklarım :P

    • özlem der ki:

      @sinem; eminim ben de böyle diyeceğim bi müddet sonra bakalım ilk konuşmada neler işiticem diye kıvranmadan :) çok teşekkür ederim, çok sağol ;)

  11. haydins der ki:

    Bilmem ne oluyor bize diye çok düşündüm arkadaşlarımla aramda açılan mesafelere..Demek ki çoğunlukta varmış bu problemler..Ben araya giren mesafeleri km’leri sebep olarak görüyordum ama İstanbul’a yerleşince anladım ki ”özledim ya gel artık ” diyen kişiler öylesine söylüyormuş..Sitem eden taraf olmamak adına ne arıyorum ne soruyorum..Arasam kırgınlığım agzımdan kaçacak ve hiç sevmediğim sitemci arkadaş olacağım..
    Bence böyle düşünen insanlar bir araya gelelim..Bizim halimizden en iyi yine biz anlarız herhalde :)

    • özlem der ki:

      @serpil; kmler, sıkıntılar, zaman hep bir bahane var zaten. öyle insanlar tanıyorum ki kalkıp dünyanın öbür ucuna gidiyorlar arkadaşlarını görmek için, ya da hastanede onlarla sabahlıyorlar. bize denk gelmemiş anacım iyileri, boşver. sitem de etme sitem ettirecek insanlarla görüşme. bak kendimi bıraktım sana akıl verir oldum bi de :)
      bence de bu kırık kalpler topluluğu bi buluşma yapmassa çatlarım :D

  12. pinard der ki:

    Selam Özlem,

    Ben senden farklı olarak, yıllarca dert ettim kendime, bu bunu dedi neden dedi neler oluyo, ben onu arıyorum da o beni neden aramıyor diye. Dert ettim ettim sonra bir baktım ki kendimi üzmekten bir adım ileri gitmiyorum. 32 yaşındayım ve hala takıyorum ama eskisi gibi beni yıpratıcak dozda diil :)

    Aslında senin çok yakın bir arkadaşın, dostun var :) Can :) Gerisi hikaye…

    Ne mutlu sana… Sevgiler…

    • özlem der ki:

      @pınar; can benim herşeyim kesinlikle. ama insan herşeyi konuşabileceği, ha deyince yanında bulabileceği birine ihtiyaç duyuyor bazen. ama yarım yamalak olacağına hiç olmasın artık ;)

  13. sewcan der ki:

    paris gezimiz için bakiyim neler eklenmiş die bi girdim ne göreyim? üzüldüm yazamadanda gecemedim,özlem ben biras uzaktayım biliyorsun ama seni cok sewdim biliyosun ne zaman istersen ara,yaz, anlat ne biliyim işte yap bişiler :)) çok öpüyorum seni birdeeee seni kaybedenler üzülsün :)))

    • özlem der ki:

      @sewcan; sevcooo öyle geldi geçti azıcık sinirlendim yazdım işte.
      ben de seni çok sevdim biliyosun, yahu gelin artıkın ;)
      bu arada teşekkür ederim böyle düşündüğün için, mucuksss ;)

  14. gamze canbulat der ki:

    Bütün bir yazıyı nefes almadan su içer gibi okudum..
    Denecek çok birşey yok ne yazıkki. Hepimizin hayatında böyle yüzleşmeler oluyor. Bir tarafımız acıyor ama sonra geçiyor.
    Haddinden fazla verici olmamak ve kendi hayatına sahip çıkmayı öğrenebilmek lazım. Bu kadar içten bu yazıyı bizlerle paylaştığın için de ayrıca teşekkürler.
    Sevgiler…

  15. diidem der ki:

    yazdıklarınızda insanın kendisinden bişeyler bulmaması imkansız bence.sizi o kadar iyi anlıyorum ki.ben de o iyi niyetli tabir ettiğiniz insanlardan biriyim ve özellikle de enayiymişim gibi davranıldığı zaman dayanamıyorum kesinlikle.içimden geçenleri yazsam sanırım ben de böyle bişeler yazacağım.inşallah gerçk dostluuğu hepimiz tadabiliriz bi gün

  16. elegimsagma der ki:

    merhaba, paris resimlerinizle keşfettim blogunuzu, ara ara tıklıyorum. bende de var bir tane boyle arkadas. arkadas degil bildigin yük aslında! onu aramak istedigimde “ooo hic aramiyosun” diyecek diye aramaktan vazgeciyorum, boylece bir sonraki sefer bu endisem daha yogun oluyor. boyle yaparak insanlari kendilerinden uzaklastirdiklarinin ne kadar farkindalar aceba? yazinizi okurken o sikintiyi taaa icimde hissettim, hislerime tercuman bir yazi dokturmussunuz :)

  17. servin der ki:

    çocukluk arkadaşı=kesinlikle kazık yemek ama yine de çocukluk arkadaşımdır olur demek, olsun kazık yemek kazık atmaktan daha onurlıudur diye avunmak demektir

  18. 25 yaşında sıfır dosta sahip biri olarak çok etkiledi beni bu yazı. iyi niyet ve safca yaşanan dostluklar da insan hep zarar görüyor. öyle yaşanmazsa da kelime anlamını kaybediyor. ne büyük çelişki. hayattan öğrendiğim en değerli şeylerden biri ”çekirdek ailenden başka kimsen yoktur” bir de bir hocam söylerdi üniversite de ‘akıl veren çok olur para veren yok olur, boşver milleti…’ çünkü insanlar sadece konuşur durur…konuşur ve sinir bozar. öyle arkadaşları hiç aramamak daha iyi yok sanırım. Merhaba ben sessiz blogger. sık sık takip eder az az yorum yazarım. :)
    sevgiler.

  19. asua der ki:

    Geçenlerde bir yazı okudum, der ki:
    Dost dosttur ,doğru kişiyse ,gerçeği- sahtesi –iyi gün- kötü gün için olanı yoktur.
    Yanlış insanlara yanlış statüler vermişiz kafamızda. Vermişiz diyorum çünkü ben de 30 yaşımdayim ve al benden de o kadar diyebilirim.

  20. gizem der ki:

    özlem, öncelikle bir merhaba…
    yorumlarınla pek çok yerde karşılaşıyordum ama nasıl bir olaydır ki dün akşama kadar senin bloguna hiç gelmemişim… bunun acısını çıkarmak istercesine 50′ lere kadar gittim aşağıdaki sayfalardan :) sonra resimlere, tarzına, fotolara, oğluna hayran kaldım geldim ve bu yazıda buldum kendimi…
    yorumlara da baktım ki benim yazacagım herşeyi anlatmış arkadaşlar…
    ama bir cümle de benden olsun, yalnız değilsin…
    çokk çokk daha ilginçlerini daha acıklılarını daha fenalarını yaşayanlar var
    o yuzden de “dost kazıgı” diye bir terim var sanki…

    oyle işte… gece gece iç döktüm, blogunun sıcaklıgıyla… bıraksan neler anlatacagım :)

    neyse görüşürüz!

  21. modapark.net der ki:

    nasılda benim durumumu anlatıyor bu yazı böyle.
    her fırsatını bulduğunda soluğu onun yanında alan her daim telefonda görüştüğün dostun hayatın iniş çıkışlarından dolayı arayamadığında sana tavır yapıyorsa neyleyim ben öyle dostu!

    hayırsız! öyle sevmediğim bir laftırki anlatamam…

  22. joy der ki:

    yalnız değilmişiz :)
    insanlar mı tuhaf yoksa ben mi diye düşünüp durdum uzun zaman önce! artık düşünmüyorum.
    senelerimi verdiğim dostum beni kırmak için özel bir çaba sarfediyordu ve bundan zevk alıyordu.
    onu hayatımdan cıkardım.
    evet bu yaşımda küstüm.
    mutluyum.
    :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir