Hayvanlar şanslı yaratıklar.

seagulls

Terasta oturuyorum, tepemde uçuşan onlarca martı.
Ne şanslılar diyorum içimden, tek dertleri yemek başka bişiye ihtiyaçları yok.
Yarın ne giysem, kışa ne alsam, akşam yemeğe ne yapsam, evi ne renge boyasam, çocuğu hangi okula yollasam… yok.
Hayvanlar şanslı yaratıklar mı ne? Ya da bu hale biz mi soktuk kendimizi?
Yani üzerime giydiğim bi kaç parça şeyin karakterimden önemli olması, her kıyafetin altına uyumlu ayakkabım bulunması, saçımın başımın her daim muntazam olması, manikür yaptırmıyorsam böyle bi acayip bakılması garip değil mi?
Ne önemi var bütün bunların?
Bir botla bütün bir kışı pekala geçirebilirim ben, ya da tek kotla hadi bilemedin iki pantolonla yaşayabilirim.
Geçenlerde Gülse Birsel’in bi yazısında okumuştum, yeni bi akım başlamışmış “100 parçayla yaşam mı, öyle bişi.
İhtiyacın olan en önemli 100 parçayı seçip hayatını onlarla sürdürüyormuşsun.
Gereksiz aksesuar, kıyafet, eşya, malzeme olmadan!
Basitlik mutluluk getirir, onlara harcayacağınız parayı öğrenmeye, gezmeye, yeni şeyler denemeye yatırın diye öğütlüyormuş bu yeni akım.
Çok akıllıca değil mi?
Hadi 100 parça olmasada ilk etapta çok şeyi değiştirebilirim bu fikirle hareket edip.
-Her ay, her hafta aldığım o dergiler mesela, olmasa da olur kesinlikle.
Zaten kim ne giymiş, ne modaymış, ne yapılmalıymış bizi bu hale getiren.
Yılda milyon dolarlar kazanan abilerin karısı alır Chanel, sen alamaszın işte alış buna.
Ya da her gün değiştirmezsin evinin dekorasyonunu, saçma.
3 kuruş param olmayıp son model telefonum, arabam olmasının kime ne faydası var hem.
Daha iyi biri yapmıyor bu beni, daha akıllı, daha zeki.
Yoksa sadece zengin mi görünmek niyetimiz, ne zaman bu kadar ambalaj meraklısı olduk hakikaten biz?
-Sonra aç kalarak verdiğim kilolarım sebebi o abur cuburlar, hamburgerler, dışarda gereksiz yemekler de çıkabilir hayatımdan.
-Can’a her gördüğü oyuncağı almayabilirim, hele o acayip benten, bakugan şeylerini.
Daha kimbilir neler bulurum azıcık daha düşünsem.
Ne kadar yapabilirim bilmiyorum ama yattı kafama, “100” parçayla olmasa da az eşyayla, gereksiz masraf yapmadan sürdürebilirim hayatımı.
Hele bu bana daha çok gezmek, öğrenmek, keşfetmek olarak dönecekse yapabilirim kesinlikle.
Bakalım ne kadar gerçeğe dönecek bu düşünce…

Related Posts with Thumbnails
Bu yazı Alışveriş-Stil kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Hayvanlar şanslı yaratıklar. için 4 cevap

  1. Ben de hep şu kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayanlara özeniyorum. Küçük evler ve az eşya ile yaşanıyor pek de ala. Ayrıca ellerinden de herbir iş geliyor. Tamirat, tadilat, vs.

    Hakkaten biz hangi ara böyle tüketim çılgını bir toplum olduk? Sürekli bir alışveriş pompalaması. Artık minimal yaşamaya çalışıyorum ben de. Lüzumsuz alışveriş ve eve tıkıştırış yok artık. Bakalım nereye kadar ;)
    Sevgiler,
    G.

  2. zeynep der ki:

    ah nekadar iyi olurdu gereksiz para sarfettiren herşeyi bir çırpıda çıkarıp atsak hayatımızdan..
    ama ben şu aylık dergilerimden vazgeçebilir miydim bilmiyorum:))

  3. sena der ki:

    oooff resim süpeeer !!!!!!

  4. Kuzinede Kızaran Ekmek der ki:

    Ben de varım :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir