-

-

-
-



-
~Browni Love~
Kurabiyegiller
Önbakışı kapat
Loading...İbeking
Önbakışı kapat
Loading...Hayatımdaki d'ler
Önbakışı kapat
Loading...Peceteden notlar
Önbakışı kapat
Loading...Bir uyuzun sevdikleri
Önbakışı kapat
Loading...Decaflatte
Önbakışı kapat
Loading...Pino'nun yeri
Önbakışı kapat
Loading...Anne Böcük
Önbakışı kapat
Loading...Pommeler
Önbakışı kapat
Loading...Lavanta bahcesi
Önbakışı kapat
Loading...Mutlu Dükkan
Önbakışı kapat
Loading...Hayatımın Renkleri
Önbakışı kapat
Loading...
Author Archives: özlem
D&G 2011 {Yaz}


Hepsi birbirinden güzel de, uçuşan elbiselere ba-yıl-dım!
Önümüzdeki yaz bol bol göreceğiz bunlardan eminim.
Geçmiş bayram gezisi / Su uçtu şelalesi











Uzuun zamandır yüklenmeyi bekleyen fotolar nihayet yüklendi, eklendi.
Tabii önce bilgisayarımı temizlemem, hızlandırmam gerekti.
Bu arada o kadar çok film izlemişim ki bilgisayarım taş arabasına dönmüş onları yedeklemem, silmem, toparlamam bir günümü aldı resmen.
Şimdi bi vakit bulup harici disklerimi temizlemem gerek, Allahım ne büyük bi işkence, düşünmesi bile eziyet.
Her neyse geçmiş bayramımız bi sürpriz sonucu Bandırmaya, benim aileme ziyaret şeklinde gerçekleşti.
Evde otur otur sıkılınca hadi hoppa pikniğe diyerek kendimizi bu şahane yerde bulduk.
Ben seneler önce ilk gittiğimde bu kadar popüler değildi, şimdi acayip şenlikli bi yer haline gelmiş.
Ama kalabalık falan farketmez, gidip mutlaka görülmeli, ayaklar suya sokulmalı, bi mangal yapılmalı.
Aldığımız ya da depoladığımız oksijenden midir nedir, fotolara bakmak bile yetti tekrar canlanmama.
Gidiniz, görünüz!
Kokoş kızlar için


Hep bi kız çocuğum olsaydı nasıl süslerdim diye hayıflanıyorum bu ve bu gibi şeyleri gördükçe.
Gerçi oğlumu giydirmekte çok eğlenceli ama seçeneklerim kısıtlı takdir ederseniz.
Cesaretim olsa, bi de garantim… hımm….
Hayvanlar şanslı yaratıklar.
Terasta oturuyorum, tepemde uçuşan onlarca martı.
Ne şanslılar diyorum içimden, tek dertleri yemek başka bişiye ihtiyaçları yok.
Yarın ne giysem, kışa ne alsam, akşam yemeğe ne yapsam, evi ne renge boyasam, çocuğu hangi okula yollasam… yok.
Hayvanlar şanslı yaratıklar mı ne? Ya da bu hale biz mi soktuk kendimizi?
Yani üzerime giydiğim bi kaç parça şeyin karakterimden önemli olması, her kıyafetin altına uyumlu ayakkabım bulunması, saçımın başımın her daim muntazam olması, manikür yaptırmıyorsam böyle bi acayip bakılması garip değil mi?
Ne önemi var bütün bunların?
Bir botla bütün bir kışı pekala geçirebilirim ben, ya da tek kotla hadi bilemedin iki pantolonla yaşayabilirim.
Geçenlerde Gülse Birsel’in bi yazısında okumuştum, yeni bi akım başlamışmış “100 parçayla yaşam mı, öyle bişi.
İhtiyacın olan en önemli 100 parçayı seçip hayatını onlarla sürdürüyormuşsun.
Gereksiz aksesuar, kıyafet, eşya, malzeme olmadan!
Basitlik mutluluk getirir, onlara harcayacağınız parayı öğrenmeye, gezmeye, yeni şeyler denemeye yatırın diye öğütlüyormuş bu yeni akım.
Çok akıllıca değil mi?
Hadi 100 parça olmasada ilk etapta çok şeyi değiştirebilirim bu fikirle hareket edip.
-Her ay, her hafta aldığım o dergiler mesela, olmasa da olur kesinlikle.
Zaten kim ne giymiş, ne modaymış, ne yapılmalıymış bizi bu hale getiren.
Yılda milyon dolarlar kazanan abilerin karısı alır Chanel, sen alamaszın işte alış buna.
Ya da her gün değiştirmezsin evinin dekorasyonunu, saçma.
3 kuruş param olmayıp son model telefonum, arabam olmasının kime ne faydası var hem.
Daha iyi biri yapmıyor bu beni, daha akıllı, daha zeki.
Yoksa sadece zengin mi görünmek niyetimiz, ne zaman bu kadar ambalaj meraklısı olduk hakikaten biz?
-Sonra aç kalarak verdiğim kilolarım sebebi o abur cuburlar, hamburgerler, dışarda gereksiz yemekler de çıkabilir hayatımdan.
-Can’a her gördüğü oyuncağı almayabilirim, hele o acayip benten, bakugan şeylerini.
Daha kimbilir neler bulurum azıcık daha düşünsem.
Ne kadar yapabilirim bilmiyorum ama yattı kafama, “100″ parçayla olmasa da az eşyayla, gereksiz masraf yapmadan sürdürebilirim hayatımı.
Hele bu bana daha çok gezmek, öğrenmek, keşfetmek olarak dönecekse yapabilirim kesinlikle.
Bakalım ne kadar gerçeğe dönecek bu düşünce…
Çılgın Hırsız { Despicable Me }






Bi pazar günü yapılabilecek en güzel şey iyi bi kahvaltının ardından dışarı atmak kendimizi.
Ev insanıyım, evi severim, film izlemeyi, arkadaş ağırlamayı, oyun oynamayı, hele yağmurlu günlerde tüm gün pencere önüne tünemek tam bana göre ama dışarıyı da severim bi o kadar.
Çok aktiviteli, yorucu günler acayip iyi gelir bünyeme, piknik insanıyım bi nevi.
Çocuk olunca soğuk hava koşulları planları biraz daha kısıtlı hala getirse de bu animasyon filmleri işin güzel tarafı.
Hele bu film, şahane bi film.
Hep gittiğimiz sinemada yer olmayınca, kendimizi köprünün öbür tarafına taşıyıp trioya gittik.
Bizden bi önceki seansı izlemiş olan arkadaşlarımızı kaçırmak biraz canımızı sıksa da, daha önce hiçbi yerde görmediğimiz şu samimi koltuklar keyfimizi cidden yerine getirdi. Sarılarak izledik filmi oğlumla, aynı evdeki gibi.
Artık hep burda, bu koltukta mı izlesek filmlerimizi?
Bi diğer salonda başka bi film seyreden bi baba, içerde sarışıp animasyon izleyen bi anne oğul olarak sinema faslını bitirip önce karnımızı doyurduk sonra evin yolunu tuttuk.
Evin kapısında bi salyangoz ailesiyle tanıştık…
Az ilerde, merdivenlerin üzerinde büyükçe bir salyangoz, aşağıda neredeyse sarılmış diyeceğim kadar yakın hareket eden bir yavru ve bi anne (öyle olduğunu düşünmek istiyorum) salyangoz.
Aynı bizim gibi… 3 kişi…
Nereden geliyor olabilirler ki acaba? Sinema???
Cumartesi~Sirkeci-Eminönü








Kendimi kandırıp gitmem biraz zaman alsa da, gitmek için bir arkadaş olduğunda buraları gezmek çok eğlenceli.
Gerçi boğaz derdine düşmeseydik daha çok yer gezebilirdik ama.
Dükkanların kapanma saatine denk geldiğimiz ve dükkan sahiplerinin tahammül sınırlarını zorladığımız bir alışveriş olduğundan tekrarı olacak sanıyorum.
Kaldı ki çook güzel şeyler vardı daha almak ve bakmak istediğim.
Cuma~Ikea-Mudo










![]()






Önce ikea, sonra mudo’yu uzun uzun gezdim. (e iş güç kalmayınca)
Çok güzel şeyler buldum, aldım eve getirdim. Kimisinin fotoğrafığını çektim.
Bayılıyorum bu tarz yerleri gezmeye, keşke hiç bitmeyecek bi banka hesabım olsa.
Bi de green gate’imiz, cath kidston’ımız, pottery barn’ımız, crate and barrel’ımız, williams sonoma’mız, wilton’ımız, target’ımız…
Yemeye kıyamaz insan



Bunlar nasıl yapılır, yapılması ne kadar sürer, kıyıpta yenilebilir mi?
Okulların açılmasına kısacık bi süre kaldı, gerçi bizimkisi ufak daha beslenme çantasını alıp yollara düşmek için.
Sahi beslenme çantası var mı hala, okula böyle yemek gidiyor mu evden?
Gitse, böyle süslense, oğlum okullu olsa ne güzel olur.
















