Teşvikiye/Dipsiz Göl-Delmece Yaylası























Deniz faslı talihsiz bir boğulma vakasıyla son bulduğundan biz de yazlığın dağ kısmına verdik kendimizi. Bizim buralarda deniz ve dağ var sadece yok öyle turistik bişiler. Dağ, tepe, dere, göl, yayla, şelale, deniz. Yayla kısmını ben daha önce hiç tecrübe etmemiştim kısmet bu yaza imiş. Topladık pılımızı, pırtımızı, çocukları Teşvikiye’ye doğru yola çıktık. Önce normal yollardan sonra baya bir dağ yolu teperek önce Dipsiz göl’e sonra da Delmece yaylasına vardık. Yol bizim sabırsızlığımızdan mı, mesafeyi bilmediğimizden bilmiyorum git git bitmedi.
Hadi abim yeni pick up’ını deniyordu da bizim mini poloyla orada ne işimiz var diye düşünüyordum her tepe çıkışımızda. Yollar o kadar dar ki iki araba yan yana zor geçiyor. Neyse göl etrafı biraz dolaştık, neden dipsiz göl dendiğini düşünüp durduk. Yanında ki sakın girmeyin tabelasına inat, “ulan girsek mi” dediysekte yemedi tabii. Zaten krater gölmüş orası, dalgıçlar bile cesaret edip giremiyormuş. E tamam gördük yeter deyip yaylaya çıkmaya devam ettik ardından. Vardığımızda pek kimseler yoktu ama gidenlerin çöpleri hala oradaydı, yazık!
Ben daha önce yayla evi görmemiş bir kimse olduğumdan o fotoda gördüğünüz yeri misafirler için yapılmış göstermelik turistik bişi sandım. Aaaa dedim kovboy kasabası gibi. Piii nasıl özentiyim bak… Meğer onlar yayla eviymiş. Nasıl güzeller ama, nasıl doğallar. Söyleninlere göre burada bir ay kalıp da dağdan gelen suyu içer, oranın yiyeceğini yersen vücudunda mikrop namına birşey kalmıyormuş. Biz kenarda bir ağaçlık bir de akan su bulunca yaktık ateşimizi, oturduk. Hamağımızı da yaptık her zamanki gibi. Çocuklar bataklığa girip çıkmasaydı daha da bir kalırdık belki ama yemeğimizi yedikten sonra toparlandık. O çook sıcak hafta var ya hani, işte biz o günlerden birinde buradaydık. Ve üşüdük! Su da, hava da buz gibiydi. Biraz da ondan işkillendik sanırım, garip geldi havası :)
Dönüşte geldiğimiz yol bize otoban gelmiş olacak doğal yollardan inelim köye dedik, dağ yoluna girdik. Allahım girmez olaydık, içim dışıma çıktı, toza bulandık resmen. Ha şimdi macera oldu diyorum ama o anlarda her anı stresliydi. Tabela yok, bildiğin patika gibi, karşıdan araba gelse mümkün değil geçemezsin. Fotoğraflardan birinde var ne dediğimi bakıp anlayabilirsiniz. Bir ara ben fotoğraf çekmek için durunca, abimlerin arabayı da kaybettik mi. Bir yol ayrımına gelip, yanlış yola girdik mi… bir ormancıyla karşılaşmasaydık nereye giderdik bilemiyorum, neyse ki döndük doğru yola girdik tekrar. Yolu kesen ağaçları topladık kimi zaman, kimi zaman durduk nerdeyiz biz muhasebesi yaptık. Ara ara bende ki panik atakla “ulan bir yangın çıksa içinde kaldık iyi mi, kimse de bilmez burada olduğumuzu, kül oluruz vallahi” ile uğraştık. Nereden geliyor bunlar aklıma ahh bir bilsem! Neyse azimle bulduk sonunda yolumuzu, ana yolu. Şahane bir manzara vardı ama inerken. Tüm eziyete değdi mi, değdi. Şimdi olduğum yerden dağlara bakıyorum da, ben oraları karış karış gezdim peey diyorum kendi kendime. Güzeldi, herkese tavsiye edilir ;)

Posted in Gezmece | Tagged , , , | Leave a comment

Geçmiş bayram gezisi / Su uçtu şelalesi











Uzuun zamandır yüklenmeyi bekleyen fotolar nihayet yüklendi, eklendi.
Tabii önce bilgisayarımı temizlemem, hızlandırmam gerekti.
Bu arada o kadar çok film izlemişim ki bilgisayarım taş arabasına dönmüş onları yedeklemem, silmem, toparlamam bir günümü aldı resmen.
Şimdi bi vakit bulup harici disklerimi temizlemem gerek, Allahım ne büyük bi işkence, düşünmesi bile eziyet.

Her neyse geçmiş bayramımız bi sürpriz sonucu Bandırmaya, benim aileme ziyaret şeklinde gerçekleşti.
Evde otur otur sıkılınca hadi hoppa pikniğe diyerek kendimizi bu şahane yerde bulduk.
Ben seneler önce ilk gittiğimde bu kadar popüler değildi, şimdi acayip şenlikli bi yer haline gelmiş.
Ama kalabalık falan farketmez, gidip mutlaka görülmeli, ayaklar suya sokulmalı, bi mangal yapılmalı.
Aldığımız ya da depoladığımız oksijenden midir nedir, fotolara bakmak bile yetti tekrar canlanmama.
Gidiniz, görünüz!

Posted in Gezmece | Tagged , , , | 6 Comments

Geldi, geçti…





Döndük dönmesine de daha kendime gelemedim.
Bir uyku hali, bir yorgunluk sormayın gitsin. İstanbulda ki hava da pek yardımcı olmuyor bu duruma.

Dönüş fikri can sıkıcı olsa da, dönüş yolları hep güzel.
Gece geçtiğimiz yolları gün yüzüyle görme imkanı buluyorum, aaa burası böylemiymiş duygusu yaşıyorum.
Bir acelemiz olmadığı için her yerde durup mola vermek, tıkınmak da cabası.
Tatil zihniyeti en çok yemek yerken mutlu ediyor beni, sınırsız yiyorum :) Nasıl olsa tatil ya…
Sanki kilo almıyorum…

İlk defa başı sonu belli bir gökkuşağı gördüm yol üzerinde, 2 dk. yağan yağmurun ardından.
İstanbulda binaların içinde böylesini görmek ne mümkün.

PSP dediğiniz bir nimet kimi zaman aklınızda bulunsun…
Sadece çocuk için değil, feribotta o geçemeyen zamanı değerlendirmek için de birebir ;)

Posted in Gezmece | Tagged , , , , , | 3 Comments

Adrasan {4-5}











Siz benim bu postu tatlı bir yorgunlukla yazdığımı düşünüyorsunuz eminim ama işin aslı öyle değil işte.
Kavrulmuş vaziyetteyim şu an.
İnsan güneşe ilk çıktığında yanar ben 10. gününde yandım nasıl becerdiysem.
Bildiğin kaynamış ıstakozum yani, durumum çok vahim.
Büyük bir fedakarlık örneği göstererek yazıyorum şu yazıyı, fotoğrafları yedekliyorum filan.
Acıtasyon yapıyorum zannedenlere acımdan bir parça yolluyorum ;P

NOT: Adrasan’a gelirseniz eğer, Ramazan Kaptan ile tekne gezisine çıkmadan dönmeyin.
Yemekler, balıklar, insanlar, hizmet, samimiyet 10 numara, benden söylemesi ;)

Posted in Gezmece | Tagged , , , , , | 12 Comments

Adrasan 1-2-3






Bu sefer haber de vermedim kimselere, üstelik çok da ani oldu tatile çıkışımız ama yine bir stres bir telaş bizde.
Geldiğimizin ertesi günü öğleden sonra dönen hava, kum fırtınaları, karanlık hava bizi resmen perişan etti.
Geceleri ise hiçbir şey olmamış gibi hava son derece sakin, deniz çarşaf gibi.
Sanırım bizimle dalga geçiyor birisi.
Gerçi her yeri böyle yurdumun biz yine iyiyiz bir çok yere göre, buna da şükür yani.
Yine sabah erkenden atıyoruz kendimizi suya hava dönmeden.
Öğleden sonraları sıkıcı geçiyor ama olsun…
Beni merak edenler olmuş bu arada, çook teşekkürler hepisine, öpüyorum dolma dudaklarımlan ;)
Apar topar öne aldık tatil rezervasyonumuzu, kalktık Adrasan’a geldik maaile.
Her ne kadar şikayet ediyor gibi görünsemde, tatil her zaman güzel.
İstanbuldan uzaklaşmak, buralarda olmak, bu havayı solumak, bu suyu yutmak şahane.
Çok insanın bilmediği, belki de sessiz sakin olması sebebiyle pek tercih etmediği bir sahil köyü burası.
Kemer’e bir saat uzaklıkta, Olympos’un az ilerisinde, huzurlu mu huzurlu tini mini bir yer.
Eğer tatilden beklentiniz deniz, huzur, güzel yemek, kafa dinlemekse burası biçilmiş kaftan aklınızda bulunsun ;)
Ben tatilime devam edeceğim bi kaç gün daha ve reca edeceğim lütfen göz falan kalmasın :P
Yorgunluktan uyuya kalmadığım zamanlarda yeni fotolar ekleyeceğimdir.

Related Posts with Thumbnails
Posted in Gezmece | Tagged , , , , | 6 Comments