-

-

-
-
-
-
Browni Love
Defneyle Yaşamak
Önbakışı kapat
Loading...Kurabiyegiller
Önbakışı kapat
Loading...Hamarat Diva
Önbakışı kapat
Loading...İbeking
Önbakışı kapat
Loading...Hayatımdaki d'ler
Önbakışı kapat
Loading...Peceteden notlar
Önbakışı kapat
Loading...Bir uyuzun sevdikleri
Önbakışı kapat
Loading...Decaflatte
Önbakışı kapat
Loading...Pino'nun yeri
Önbakışı kapat
Loading...Anne Böcük
Önbakışı kapat
Loading...Pommeler
Önbakışı kapat
Loading...Lavanta bahcesi
Önbakışı kapat
Loading...



Tag Archives: Brugge
~Brugge~
Önce şunu söylemeliyim…
Brükselden 100km uzaklıkta ki bu tini mini ama film stüdyosu havası veren yeri mutlaka ama mutlaka görmelisiniz!

Arabamızı neredeyse şehir büyüklüğünde ki bir garaja bıraktıktan sonra, kapıdan çıkar çıkmaz bir panayıra denk geldik.
Buraların tek eğlencesiymiş bu tarz şeyler… şaka gibi.
Gerçi bizi çok cezbetmedi dolayısı ile çok oyalanmadan yolumuza devam ettik.
Gezilecek çok yer, yapılacak çok şey var zira, diyerekten.
Daha Brugge’dan sonra Oostende’ye gidilecek, biraz da orası keşfedilecek(ti↓)
Gördüğünüz gibi her yer bisiklet burada, inanılır gibi değil.
Çocuklar önlerinde (bisikletli) öğretmenleri bu şekilde gidiyor geliyormuş okula. Çok kıskandım!




Bu tarafların patatesi ve waffle’ı pek meşhurmuş. Waffle’ı brükselde deneyelim, buranın patateslerini test edelim dedik.
Laurent adında, şehrin hemen girişinde cafemsi bir yer bulup oturduk.
Bir kase, pardon bir koca kase patates indirdik mideye ve bir müddet süründük o ağırlıkla (:
Tavsiyem o kadar patatesi “birden” yemeyin.






Aaa bir de buranın çikolataları pek meşhurdu di mi?
İtiraf etmeliyim bizimkiler bence daha güzel.
Onlarda çeşit, çeşit, şekil, şekil bulabilmek mümkün evet ama ben bildiğim sütlü, fıstıklı çikolatalarımı hiçbirine değişmem.
Ya da bana en şahanesi denk gelmedi, bilemiyorum…



Fotoğraflardan da anlaşılabilir belki biraz, haddinden fazla huzurlu, sakin ve sessiz bir yer burası.
Ben ilk gördüğümde çok etkilendim.
Evler suyun içinde, bi tarafları hep o güzelliğe bakıyor. Her yer yeşil ve çok eski.
Her şey olduğu gibi korunmuş, sanırım sadece bir ev gördük yeni gibi, diğerleri hep 1600-1700lü yıllarda kalma.
Bisiklet en önemli ulaşım aracı… Ana caddelerde bile çok az araba var. Sanki hiç insan yaşamıyor gibi.
Ama cafeler, yeşillikler hep dolu. Ama bizim alıştığımız gibi dolu değil (: yani kalabalık ama sessiz bir kalabalık.





Buralara gelip yapmanız gereken şeyler belli aslında.
Patates kızartması yiyecek, çikolatalarını deneyecek, faytonla şehiri, küçük teknelerle de kanalları gezeceksiniz.
Fayton hariç hepsini yaptık biz. Tekne gezintisi çok, çok güzeldi.






Gezmek, fotoğraf çekmek, orada evi olan bir arkadaş edinip arada ziyarete gitmek için şahane bir yer ama…
Bir haftayı geçen konaklamalar beni biraz zorlar sanki. En iyisi oradan bir arkadaş edinmekti, tüh.










Teknemizi süren ve bir yandan da 3 dilde bize Brugge hakkında bilgiler veren abinin söylediklerine göre.
Çoğu evin çatısında bulunan delikler “güvercinle haberleşme devrinden kalma” kuşların giriş yaptıkları kapılar imiş.
Bazı evlerde bu deliklerin büyük ve kırmızı olmasının sebebi o evlerin zengin ve kuşlarında pelikan olması yüzündenmiş (:
Bu bilgiyi de aldınız artık sırtınız yere gelmez :P

Ve tabii ki Atomium.
Brüksel’e gelip görmemek olmaz… Gerçi çıkıp bakma imkanımız olmadı etrafa ama.
Söylenenlere göre Eiffel bile gözüküyormuş.
Bu arada Oostende’ye gittik, fakat hava çok soğudundan ve kararmaya başladığından şöyle bir aceba bir ingiltere kıyısı görmek kısmet olurmu diye baktık bir sahilden o kadar (:

Brüksel ve Brugge yolculuğu







































ü




Brükselde ki ilk sabahı erkeklerin işi gücü varken alışveriş yaparak değerlendirelim istedik.
Evin önünden geçen tram’a bindik, indiğimizde ise kendimizi bir kaç yürüyen merdivenden sonra avm’nin içinde bulduk.
Vakit kaybetmeden kendimizi ilk mağazaya bıraktık tabii.
Sevco benim bu tarz şeylerden hoşlandığımı anlamış olacak ki beni getirebileceği en harika yere getirmiş.
Herşey rengarenk, neşeli ve ucuz (:
Tek kötü tarafı (aslında tabii çok iyi ama biz hazırlıksız yakalandık) alışveriş için poşet vermiyor olmaları, yani veriyorlar da tanesi 5 euro (: Biz de bölüşüp yüklendik malzemeleri, napalım.
Orada kendimizi fazla kaptırınca çok vaktimiz kalmadı diğer mağazaları gezmek için ama H&M için her zaman vakit yaratılır.
Hızlı hızlı gezip, ufak çaplı bir alışveriş de orada gerçekleştirdikten sonra kocalarla buluşup Brugge a doğru yola çıktık.
Arkadaşlarımız bizi yol üstünde ki bir siteye soktular Paris’e taşınma konusunda ki fikrimizi değiştirmek için (:
Her ev birbirinden güzeldi, her bahçe, ormanlık alanlar, bisiklet yolu. Offff, kapatalım bu konuyu.
Ve uzun bir yolculuktan sonra Brugge’a vardık.
Brugge bir sonra ki Post’ta ;)










