-

-

-
-
-
-
Browni Love
Defneyle Yaşamak
Önbakışı kapat
Loading...Kurabiyegiller
Önbakışı kapat
Loading...Hamarat Diva
Önbakışı kapat
Loading...İbeking
Önbakışı kapat
Loading...Hayatımdaki d'ler
Önbakışı kapat
Loading...Peceteden notlar
Önbakışı kapat
Loading...Bir uyuzun sevdikleri
Önbakışı kapat
Loading...Decaflatte
Önbakışı kapat
Loading...Pino'nun yeri
Önbakışı kapat
Loading...Anne Böcük
Önbakışı kapat
Loading...Pommeler
Önbakışı kapat
Loading...Lavanta bahcesi
Önbakışı kapat
Loading...



Tag Archives: tatil
Bu sefer böyle…







Tatil demeyelim dedik ama öyle oldu kendiliğinden. Gidemedik pek sevgili Adrasan‘ımıza, kaldık buralarda. Her sene bir daha gelemem, yok bu sene tamam falan diyoruz ama kürkçü dükkanı misali yine yeniden her sene geliyoruz istisnasız bu yazlığa. Marmara denizi olmasından mıdır nedir, deniz gibi gelmiyor buradaki su bana. Bir de hep rüzgar olunca o Antalya havası hissedilmiyor doğal olarak. Neyse gidemeyişimiz sebep oldu da yeni yerler keşfettik bu sene, bol bol girdik denize. Gerçi o da kursağımızda kaldı bir süre sonra ama tadını çıkarttık mı, çıkarttık işte. Suyun, güneşin, havanın, dinlencenin tadına vardık çok şükür. İstanbul’da kalmaktan iyidir di mi? Neredeyse iki aydır buradayız, hala dönesim yok İstanul’a. Evimi özledim, arkadaşlarımı, her şeye bir adım mesafede olmayı özledim amaaa…
Dönemiyorum bildiğin, burada öyle bir huzur var.
Üstelik 3, 5 ve 13 yaşlarında çocuklarla uğraşıyor olmama rağmen. Hadi 13 yaşında olan arada rahat veriyor ama diğer ikisi sürekli macera peşinde. Sokak çocuğu oldular artık evde zaptedilemeyinceler. Her gün iki kere banyo yapıyorlar, görseniz o kadar pis geliyorlar eve. Kafalarından kum temizliyoruz. Dağ tepe gezip, böğürtlen topluyoruz. Hadi ayaklarımızı sokalım denize deyip sahile inip donumuza kadar ıslanıp dönüyoruz. Bir posta da mayolarımızı alıp gidiyoruz. Ama üst başla girip ıslanmak kadar eğlenceli olmuyor :)
Önümüzde ki hafta İstanbul’a bir küçük kaçış yapıp olmadı yine döneceğim buraya.
Eğlendik be bu sene, valla eğlendik.
Tatil demeyelim de…











Tatil desek mi ama ya nankörlük olmasın şimdi. Her ne kadar benim için tatil demek güney demekse de, bu seferlik böyle oldu ne yapalım. İstanbul’un sıkıcı, basık havasından kurtulduk en azından, deniz orman gördük birazcık. Çocuklar koşturuyor sokakta, kafamıza estimi bir adım öteye, denize iniyoruz. Sıkıldık mı eve çıkıyor, uyukluyoruz. Bildiğin lüks aslında… İstanbul’da bunu yapmak için bir uçtan öteki uca gidiyoruz, koca koca çantalarla.
Fotoğrafı çekilecek onlarca şey çıkıyor bir de karşıma, özlemişim fotoğraf çekmeyi de.
Bu ne demek, bol bol post demek ^^ Hadi eyvallah ;)
Geldi, geçti…





Döndük dönmesine de daha kendime gelemedim.
Bir uyku hali, bir yorgunluk sormayın gitsin. İstanbulda ki hava da pek yardımcı olmuyor bu duruma.
Dönüş fikri can sıkıcı olsa da, dönüş yolları hep güzel.
Gece geçtiğimiz yolları gün yüzüyle görme imkanı buluyorum, aaa burası böylemiymiş duygusu yaşıyorum.
Bir acelemiz olmadığı için her yerde durup mola vermek, tıkınmak da cabası.
Tatil zihniyeti en çok yemek yerken mutlu ediyor beni, sınırsız yiyorum :) Nasıl olsa tatil ya…
Sanki kilo almıyorum…
İlk defa başı sonu belli bir gökkuşağı gördüm yol üzerinde, 2 dk. yağan yağmurun ardından.
İstanbulda binaların içinde böylesini görmek ne mümkün.
PSP dediğiniz bir nimet kimi zaman aklınızda bulunsun…
Sadece çocuk için değil, feribotta o geçemeyen zamanı değerlendirmek için de birebir ;)
Adrasan {4-5}











Siz benim bu postu tatlı bir yorgunlukla yazdığımı düşünüyorsunuz eminim ama işin aslı öyle değil işte.
Kavrulmuş vaziyetteyim şu an.
İnsan güneşe ilk çıktığında yanar ben 10. gününde yandım nasıl becerdiysem.
Bildiğin kaynamış ıstakozum yani, durumum çok vahim.
Büyük bir fedakarlık örneği göstererek yazıyorum şu yazıyı, fotoğrafları yedekliyorum filan.
Acıtasyon yapıyorum zannedenlere acımdan bir parça yolluyorum ;P
NOT: Adrasan’a gelirseniz eğer, Ramazan Kaptan ile tekne gezisine çıkmadan dönmeyin.
Yemekler, balıklar, insanlar, hizmet, samimiyet 10 numara, benden söylemesi ;)
Adrasan 1-2-3






Bu sefer haber de vermedim kimselere, üstelik çok da ani oldu tatile çıkışımız ama yine bir stres bir telaş bizde.
Geldiğimizin ertesi günü öğleden sonra dönen hava, kum fırtınaları, karanlık hava bizi resmen perişan etti.
Geceleri ise hiçbir şey olmamış gibi hava son derece sakin, deniz çarşaf gibi.
Sanırım bizimle dalga geçiyor birisi.
Gerçi her yeri böyle yurdumun biz yine iyiyiz bir çok yere göre, buna da şükür yani.
Yine sabah erkenden atıyoruz kendimizi suya hava dönmeden.
Öğleden sonraları sıkıcı geçiyor ama olsun…
Beni merak edenler olmuş bu arada, çook teşekkürler hepisine, öpüyorum dolma dudaklarımlan ;)
Apar topar öne aldık tatil rezervasyonumuzu, kalktık Adrasan’a geldik maaile.
Her ne kadar şikayet ediyor gibi görünsemde, tatil her zaman güzel.
İstanbuldan uzaklaşmak, buralarda olmak, bu havayı solumak, bu suyu yutmak şahane.
Çok insanın bilmediği, belki de sessiz sakin olması sebebiyle pek tercih etmediği bir sahil köyü burası.
Kemer’e bir saat uzaklıkta, Olympos’un az ilerisinde, huzurlu mu huzurlu tini mini bir yer.
Eğer tatilden beklentiniz deniz, huzur, güzel yemek, kafa dinlemekse burası biçilmiş kaftan aklınızda bulunsun ;)
Ben tatilime devam edeceğim bi kaç gün daha ve reca edeceğim lütfen göz falan kalmasın :P
Yorgunluktan uyuya kalmadığım zamanlarda yeni fotolar ekleyeceğimdir.










